E-GAZETE

Ne İsa'ya ne de Musa'ya!

''Bizler ne İsa'ya ne de Musa'ya yaranabilen bir mesleğin temsilcileriyiz" diyen Gazeteciler Cemiyeti Başkanı Ramazan Demir, işadamlarıyla buluşmasında çarpıcı mesajlar verdi.

14 Ocak 2012 Cumartesi 15:23

Balıkesir Gazeteciler Cemiyeti (BGC) Başkanı Ramazan Demir, gazetecilerin 2008 yılında kaldırılan yıpranma hakkının tekrar geri verilmesi  amacıyla Cumhurbaşkanı,Meclis Başkanı ve Başbakan Yardımcısı ile görüştüklerini söyledi.

Demir, "Bizlere verilecek yıpranma hakkının anamızın ak sütü kadar bize helal olduğunu düşünüyorum. Bizler kendilerinden çok şey istenen buna karşılık hiç bir şey verilmeyen horlanan ve her olumsuzluğun kendilerine fatura edilen bir mesleğin temsilcileriyiz. Dolayısıyla misli misli yıpranıyoruz." dedi.

BGC Başkanı Demir, Tüm Sanayici ve İşadamları Derneği (TÜMSİAD) Balıkesir Şubesi tarafından düzenlenen toplantıya konuşmacı olarak katıldı. Çatı Kafe'de düzenlenen sohbet toplantısının açılış konuşmasını yapan TÜMSİAD Balıkesir Şube Başkanı Eşref Koçak,  gazetecilerin kamu görevi yaptıklarını belirterek, 10 Ocak Çalışan Gazeteciler Günü'nü kutladı.

10 Ocak Çalışan Gazeteciler Günü'nün sadece kağıt üzerinde olduğunu belirten Demir. 10 Ocak 1961 yılında çalışan gazetecilerin hakları adına önemli kazanımlar elde edildiği önemli bir gün olduğunu söyledi.

Gazeteci haklarının elinden alınmaya 1971 askeri muhtırasıyla birlikte başlandığına değirenek,  ''10 Ocak'ı 10 yıl bayram gibi kutlayabildik. Günümüzde ise ne gün, ne de bayram olarak kutluyoruz. Kaybedilen hakların geri kazanılması amacıyla mücadele günü olarak görüyoruz 10 Ocak'ları.'' görüşünü dile getirdi.

''Herkesin hakkını arayan gazeteciler, maalesef kendi haklarını arama noktasında başarısız kalıyor.'' diyen Demir,  sözlerini şöyle sürdürdü:

''Meslektaşlarımızın görevlerini yaparken çok yıprandığı su götürmez bir gerçek. Gazetecinin, bayramı, tatili, sosyal hayatı yok. Hatta ailesine ayırdığı zaman bile çok sınırlı. Misli misli yıpranıyoruz.  Bunun yanında ne İsa'ya yaranabiliyoruz ne de Musa'ya. Bu nedenle bizlere verilecek yıpranma hakkının anamızın ak sütü kadar bize helal olduğunu düşünüyorum. Bizler sadece yıpranmıyoruz aynı zamanda Van depreminde de ölüyoruz. Orada iki meslektaşımızı kaybettik.

Türkiye'de ilk kez Anadolu basınını kucaklayan Türkiye Gazeteciler Federasyonu,  Cumhurbaşkanımızı, Meclis Başkanımızı ve Başbakan Yardımcısı Bülent Arınç'ı ziyaret ettik. Bu görüşmelerde kaybettiğimiz hakların geri alınması için sorunu çözecek muhataplarımıza  gazetecilerin ne gibi şartlarda görev yaptıklarını aktararak desteklerini istedik.  Devletin zirvesine gerçekleştirdiğimiz ziyaretlerde, gazetecilerin yıpranma hakkının geri iadesi konusunda ışığı gördüm. Anadolu basınına büyük önem verdiğini Balıkesir'de BGC'nin 50. yıl kutlamalarına da katılarak gösteren sayın cumhurbaşkanımız ile yerel basının hamisi olarak gördüğümüz sayın Arınç'ın gazetecilerin yıpranma hakkı noktasında gösterdikleri hassasiyet meslektaşlarımız adına bizleri umutlandırdı.''

Yerel basını kılcal damara benzeten Demir, ''Yerel basın, Türk basının kılcal damarları niteliğindedir. Kılcal damarlar olmadan bir çok şey çalışmaz, işlevi olmaz ve ana damara hayat bulamaz. Kılcal damarlara gözümüz, kulağımız gibi bakıp, beslemeliyiz. '' diyerek işadamlarından önemine dikkat çektiği yerel basına destek vermelerini istedi.


Demir, Balıkesir ve ilçelerindeki yerel yayın organlarıyla ilgili bilgiler aktardığı konuşmasında, düşünce ve  ifade özgürlüğü noktasında Türkiye'ye yönelik eleştiriler karşısında rahatsızlık duyduklarını kaydetti.

Demir, ''Ortada bir sorun, sıkıntı varsa, bunu AB veya bir başka ülke istedi diye değil, kendi içimizde çözelim. Biz güçlü bir ülkeyiz. Sorunları çözebilecek parlamenter rejime sahibiz. Ülkemizde hiçbir gazetecinin yazdıkları nedeniyle, düşüncelerini kağıda dökmesi nedeniyle tutuklanmasını, cezalandırılmasını istemiyoruz.  Bizler şunu da istemiyoruz. Basın ve ifade özgürlüğünü hiçbir meslektaşımız amacı dışında kullanmasın. Basın ve ifade özgürlüğü altında  vatanın bölünmez bütünlüğünü zedeleyici yasadışı faaliyetler içerisinde bulunan odaklara hizmet için kullanmasın.  Parlamenter rejiyi yok etme, darbe planları yapma, halk iradesini hiçe sayma gibi düşünceler taşıyanlara hizmet için kullanmasın. Çünkü bunu basın ve ifade özgürlüğü olarak görmemiz imkansızdır'' diye konuştu. 

Yükleniyor...